Türkiye: Barışçıl Protestolara ve İnsan Hakları Savunucularına Yönelik Sert Baskılara Son Verin

Bu ortak bildiri ile, 13 uluslararası, bölgesel ve ulusal sivil toplum örgütü, Türkiye'de protesto hakkının ihlal edilmesini — polis şiddeti, işkenceye varabilecek kötü muamele, kitlesel keyfi gözaltılar ve hak savunucularına yönelik sistematik baskıyı da içerecek şekilde — şiddetle kınamaktadır.
Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 100'den fazla kişinin gözaltına alınmasının ardından 19 Mart 2025 tarihinde Türkiye genelinde kitlesel protestolar meydana gelmiştir. Yolsuzluk ve terörizm iddialarına yönelik soruşturmalar kapsamında yapılan bu gözaltılar ve zamanlamaları, İmamoğlu’nun beklenen cumhurbaşkanlığı adaylığından sadece birkaç gün önce gerçekleşmesi nedeniyle, suçlamaların siyasi amaçlı olduğuna dair geniş çapta endişelere yol açmıştır.
Tutuklamaların hemen ardından yetkililer tarafından, muhalefeti ve eylemleri bastırmak için sistematik bir çaba gösterilerek, birçok şehirde toplantı ve gösteri yasakları dahil olmak üzere kapsamlı yasaklar getirilmiş, çeşitli sosyal medya platformlarına erişim kısıtlanarak bilginin yayılmasını engellenmiş ve İstanbul'daki ana toplu taşıma güzergahlarını kapatılmıştır.
Bu önlemlere rağmen, 19 Mart’tan bu yana ülke genelinde binlerce kişi protesto amacıyla toplanmaya devam etmiştir. Protestolar çok büyük ölçüde barışçıl geçmiş olsa da, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşları özellikle İstanbul Saraçhane başta olmak üzere çeşitli bölgelerde ciddi insan hakları ihlalleri belgelenmektedir. Bu ihlaller arasında, keyfi ve orantısız polis şiddeti ve bu durumun işkence ve diğer kötü muameleye varabilecek düzeyde olması yer almıştır. Belgelenen vakalar arasında coplarla dövülme, yere yatırılmış göstericilere tekme atılması, kısa mesafeden Kinetik Etkili Mermileri (KIP) ile hedef alınma, kimyasal tahriş ediciler ve tazyikli suyun ayrım gözetmeksizin kullanımı bulunmaktadır.
Geniş çapta paylaşılan görüntüler ve kamusal tanıklıklar temelinde, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’nin 2024 yılında Türkiye’ye yönelik periyodik incelemesi sonrasında yaptığı tavsiyelerle de uyumlu olarak, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) da gereksiz acıya yol açan kelepçeleme yöntemlerinin — örneğin uzun süre ters kelepçe ve stres pozisyonlarında tutulma — kullanımını kınamıştır. Tıbbi açıdan ciddi sonuçlara yol açtığı bilinen bu uygulamalar, zaman zaman bizzat polis memurlarının kişisel sosyal medya hesaplarında paylaşılmış; bu da gözdağı verme taktiği olarak yorumlanmıştır.
Raporlara göre, orantısız polis müdahalesine maruz kalan protestocular, göz yaşartıcı gaz kapsülleri ve KIP nedeniyle baş travması ve göz hasarı gibi ciddi ve kalıcı yaralanmalar yaşamış; ayrıca göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyun yaygın ve ayrım gözetmeksizin kullanımı sonucunda yanıklar ve solunum problemleri gelişmiştir. Bu durum bazı vakalarda hastaneye kaldırılmalarına yol açmıştır. Yaralanmaların tam boyutu ile protestocuların fiziksel ve psikolojik sağlıkları üzerindeki etkileri ancak önümüzdeki aylarda netlik kazanacaktır.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) raporuna göre, 27 Mart 2025 itibarıyla protestolar ve ev baskınları sırasında aralarında çocuklar, avukatlar, gazeteciler, öğrenciler, sendika liderleri ve insan hakları savunucularının da bulunduğu toplam 1.879 kişi; protesto çağrısı yapmak, şiddet eylemlerine katılmak, yüzlerini maske ile gizlemek ve sopa ya da benzeri cisimler taşımak gerekçeleriyle gözaltına alınmıştır. Barışçıl protesto hakkını kullandıkları halde, bu kişilerden 260’tan fazlası tutuklanmış, 468 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, İstanbul’daki gözaltına alınanlar arasında 18 yaş altı 20 çocuğun bulunduğunu bildirmiştir.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) de gözaltı merkezlerinde işkence, kötü muamele ve cinsel şiddet vakalarına dikkat çekmiştir. Avukatlar, gözaltındaki yedi kadının darp edilmesi ve gerekçesiz şekilde çıplak aramaya maruz bırakılmasını kınamıştır. Yayınlanan bir ifade tutanağına göre, bir başka kadın mağdur, elleri arkadan kelepçeli iken bir polis memurunun elle tacizine uğradığını, yere zorla bastırıldığını ve yaşadığı korku nedeniyle altına kaçırdığını belirtmiştir. Bu ifadesinin ardından ev hapsine alındığı bildirilmiştir. Türk Tabipleri Birliği de, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi ve belgelenmesi açısından gözaltına alındıktan sonra yapılan tıbbi muayenelerin önemini bir kez daha hatırlatmıştır.
Protestoları izleyen insan hakları savunucuları da devlet baskısının hedefi hâline gelmiştir. Gazeteciler ve medya kuruluşları da protestoları takip ettikleri için ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı ihlalleriyle karşı karşıya kalmıştır. 28 Mart itibarıyla, en az 14 gazetecinin protestoları takip ettikten sonra gözaltına alındığı bildirilmiştir.
Protestolar bağlamında keyfi olarak gözaltına alınan kişileri temsil eden avukatlar da hedef alınmaktadir. Aralarında İmamoğlu’nun avukatının da bulunduğu en az 14 avukat gözaltına alınmıştır. Bu durum, devlet otoritelerinin hukuk devleti ilkesine, savunma hakkına, adil yargılanma sürecine ve adalete olan saygısızlığını gözler önüne sermektedir. Protestolar devam ederken, avukatlara yönelik genel bir sindirme stratejisinin parçası olarak, 21 Mart tarihinde İstanbul Barosu yönetim kurulu, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla görevden alınmıştır. Bu gelişme, hem hukuk mesleğinin bağımsızlığına hem de gözaltındaki kişilerin yasal temsil hakkına yönelik daha fazla saldırı olabileceğine dair ciddi endişeler uyandırmaktadır. Kararın ardından avukatlar, Çağlayan’daki adliyeden Taksim’deki İstanbul Barosu binasına yürüyerek kararı protesto etmeye çalıştığında, polis müdahalede bulunmuştur.
Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, Türkiye'de demokrasi ve insan hakları için mücadele eden insan hakları savunucuları, sivil toplum örgütleri (STÖ'ler) ve göstericilerle dayanışma içinde olduklarını ifade etmektedir. Türk yetkililerine şu çağrıda bulunuyoruz:
Uluslararası insan hakları hukuku tarafından korunan barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğü haklarına – bireysel ya da toplu olarak – tam anlamıyla saygı gösterilmeli ve bu haklar korunmalıdır. Bu hakların meşru şekilde kullanılması suç olarak nitelendirilemez. Barışçıl protestolara katıldıkları gerekçesiyle keyfi olarak gözaltına alınan herkes derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.
Barışçıl göstericilere karşı protestoları dağıtmak amacıyla orantısız ve aşırı güç kullanımı ile ters kelepçe gibi kısıtlama teknikleri derhal durdurulmalıdır. Gereksiz yere ağır acı ve ıstırap veren bu yöntemlerin kullanılması, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağının açık bir ihlalidir. Ölümcül olmayan silahların kullanımı, Birleşmiş Milletler’in kolluk kuvvetleri için yayınladığı kılavuza uygun şekilde olmalıdır. Gözaltı dışı işkence iddiaları derhal, bağımsız ve etkin bir şekilde soruşturulmalı; hak ihlallerinden sorumlu tüm yetkililer hesap vermelidir.
İnsan hakları savunucularının – sivil toplum üyeleri, gözlemciler, gazeteciler, öğrenciler, avukatlar, baro temsilcileri, sendika liderleri dahil olmak üzere – korunması sağlanmalı; bu kişilerin meşru faaliyetlerini bağımsız ve güvenli biçimde, şiddet, tehdit, taciz ya da keyfi gözaltı riski olmadan yürütebilmeleri güvence altına alınmalıdır. Bu kişilerin güvenliği ve bağımsızlığı, adaletin ve hesap verebilirliğin teminatı açısından hayati önemdedir.
Göstericilere yönelik yaygın ve orantısız güç kullanımı, gözaltındaki yüzlerce kişiye yönelik muamele ve insan hakları savunucularının hedef alınması, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya ilişkin uluslararası insan hakları hukukuna yönelik açık bir kayıtsızlığını ortaya koymaktadır.
Uluslararası toplumu, bu artan hak ihlallerini yakından izlemeye ve Türk yetkililerin bu ihlallerden ötürü hesap verebilirliklerini sağlamak için kararlı adımlar atmaya çağırıyoruz.
İmzacı kurumlar:
ARTICLE 19
Asociación Unidad de Defensa Jurídica, Registro y Memoria para Nicaragua (AUDJUDRNIC)
CIVICUS: World Alliance for Citizen Participation
EuroMed Rights
İnsan Hakları Savunucularının Korunması İçin Gözlemevi (OBS) çerçevesinde:
- Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) ve
- İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT)
ILGA-Europe
İşkenceye Karşı Birlikte Konsorsiyumu (UATC), şu üyeleri aracılığıyla:
- İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT),
- Redress,
- Omega Research Foundation ve
- The International Rehabilitation Council for Torture Victims (IRCT).
Front Line Defenders
Gulf Centre for Human Rights (GCHR)
Unidad de Protección a Defensoras y Defensores de Derechos Humanos - Guatemala (UDEFEGUA)

